Anasayfa / Genel / CEVAPSIZ SORULAR

CEVAPSIZ SORULAR

O kadar çok cevapsız soru vardır ki; pek çoğu sorulmuş cevap alınamamış, bazısı sorulmuş cevap karambole getirilmiş, bir kısmı sorulmuş alınan cevabın doğruluğundan emin olunamamış. Bu kadar çok havada soruda varken de cevabı alınan yada bulunan soruların önemi kalmamış.

Bazen canımızı acıtacak cevaplar alacağımızı bile bile sorarız, bazen doğru yanıtı alamayacağımızı bile bile. Sorarız ama ısrarla, vazgeçmeden. Ve en acı olanı da aslında çoğu zaman sorduğumuz soruların cevabını biliriz de, ille de karşı taraf teyit etsin isteriz. Ne olacaktır teyit ettiğinde, cevap daha mı yumuşayacaktır, yoksa cevabın vebali karşı tarafta mı kalacaktır.

Bir de teyitçi tipler vardır hayatlarımızda, bunlar asla bir kişiden aldıkları cevapla yetinmezler. Mutlaka diğer bir yada bir kaç kişi ile bunu teyit edip doğrularlar. Bunun gerçekten yapılması gereken durumlar elbette vardır. Sağlık söz konusu ise sorulamızı pek çok uzmandan cevap almak yoluyla netleştirmek elbet akıllıcadır. Ama kişi bunu günlük hayatta sıradan olaylara bile taşıyorsa, bu durumda pek de akıllıca olduğu söylenemez.

Topluluk halindeyken en çok sorulan soru ''Ne olacak bu ülkenin hali'' sorusudur. Bu soru üzerinde saatlerce konuşulur bazen ve çoğunluklada soru soruyu alır gider. Genelikle bu konuda konuşanlar çözüm üretebilecek yada üretilen çözümü uygulamaya koyabilecek yeterliliğe sahip kişiler değildirler aslında. O nedenle bu sorular ehil olanlar tarafından göz ardı edilen, ehil olmayanlar tarafından dile pelesenk olarak kalan sorulardır.

Aileler bir aradayken, ''Ne olacak bu çocukların hali''sorusu öne çıkar. Oysaki çocuklar hallerinden şikayetçi değildirler. Çoğu zaman ortada sorunda  yoktur aslında sorular doğuracak. Çocuklar bahanedir aslında maksat muhabbet olsun tarzı sorulardır bunlar.

Sevgililer içinse en önemli soru''Beni aldatıyor musun'' dur. Bu aslında soruların en komik ve en ilgincidir bence. Hadi hadi itiraf edin kimbilir kaç kez sormuşsunuzdur sizde. E tamam ben de sordum, itiraf ediyorum. Yani düşünsenize aldatan biri bu soruya; ''Evet hayatım seni aldatıyorum.'' diye cevap verebilir mi? Hadi verdi diyelim, soruyu soran ne diyecektir? Kutlarım tatlım o zaman ödeştik ben de seni aldatıyorum mu diyecektir? Yada bu soruya alınan cevap kimi mutlu edecektir. Oysaki bu tip soruların cevabı kelimelerde değil, davranışlardadır. Bazen kişileri kitap gibi okumak gerekir. O zaman pek çok sorunun cevabı kendiliğinden gelir aslında.

Çocukların sorduğu sorular vardır ki; bence en önemli ve en cevaplanası sorulardır bunlar. Hiç biri atlanmadan, dolaylı yollara sapılmadan, en yalın, en anlaşılır hali ile cevaplanması gereken sorulardır bunlar. Çocuk cevap aldıkça, daha çok sorgular, sorguladıkça daha çok öğrenir. Bazen aynı soruyu defalarca sorar, işte o zaman sorun var demektir, aldığı cevap onu tatmin etmiyor demektir. Böyle zamanlarda aynı soruya aynı cevabı vermeye devam etmek olayı kısır döngüye çevirmekmekten başka bir işe yaramaz. Bu durumda ebeveynler kendilerini bir zahmet geliştirmeli ve cevapsız sorular bırakmamalıdır.

Pek çok şey sorulur, pek çok kişi sorgulanır fakat çoğunlukla insanlar dönüp kendilerini sorgulamaz. Neden yapmıyorsun denir, neden yapmıyorum diye sorulmaz. Neden aramıyorsun denir, neden ben aramıyorum diye sorulmaz. Oysa günlük hayatta önce kendimizi sorgularsak sorularımızın, özellikle de cevapsız kalan sorularımızın azaldığını göreceğizdir.

En kötüsü ise kendinize sorduğunuz sorulara verecek cevabınızın olmamasıdır. Tüm sorularınızın cevabını bulması ve cevapların sizleri incitmemesi temennisi ile. 

Nilgün Köse

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!