Bu ay 40 oldum. Kulağa ürkünç gelmekle beraber aynaya baktığımda ben yine aynı delişmen benim. Yine bir genç kız gibi kikirdemeyi, miniler giymeyi, süslenip püslenmeyi, ayna karşısında kendime bakıp, vay be çok hoşum demeyi, seviyorum. Aslında hayatı ve kendimi çok seviyorum. Böyle olunca ne oluyor, herkesi ve herşeyi de seviyorum doğal olarak. 50 yaşıma geldiğimde de bunları hissetmek istiyorum, 60 yaşımda da, 70'imde de. Bir Aysel Gürel potansiyeli mi var ben de acaba:) Cahit Sıtkı'nın 35 yaş şiirini ve annem ile babamın 70 yaşında vefat ettiğini de düşünürsek, yolun yarısını beş geçmişim. Aslında oturup karalar bağlamam gereken yerde, 40 yaşın keyfini sürmeye hazırlıyorum kendimi. Rahat bir yaş aslında. Bir kere hayat ile ilgili pek çok sorun çözülmüş durumda, evlenilmiş, kariyer yapılmış, üzerine bir de çocuk yapılmış. Ve tüm bu aşamalardan geçerken her şeye rağmen genç kalınmış, daha ne olsun.
Şimdi diyeceksiniz belki; iyi güzel de, senin 40 olmandan bize ne? Olur mu? Sizi de ilgililendiren kısmı yazının devam eden bölümünde. 40 sayısı ile ilgili bir minik araştırma yaptım, bilenler bilgilerini tazelemiş olurlar, bilmeyenler bilgi edinmiş olurlar. Ben de paylaşmanın mutluluğunu yaşarım.
'40' sayısı daha çok İslam toplumunun günlük yaşamında kullanılan sayıdır. İçinde kırk sayısı geçen deyimleri hatırlamaya çalışalım: kırk haramiler, kırk-ikindi yağmurları, kırk dereden su getirmek, kırk bir kere maşallah, kırk ev kedisi, kırk para, kırk yılın başı, kırk yılda bir, kırk yıllık dost, kırk katır mı-kırk satır mı, bir fincan kahvenin kırk yıl hatırının olması aklımıza ilk gelenler, düşünürsek elbette daha fazlasını bulabiliriz.
Kırk sayısının özel ve uğurlu bir sayı olduğuna, bazı tabiat varlıklarını temsil ettiğine çok eski çağlardan beri inananılmaktadır. Dinde, matematikte, astronomide, astrolojide, edebiyat ve tasavvufta ayrı ayrı anlamları bulunmaktadır.
Kırk sayısı eski Mısırlılarda gök varlıklarının kendi yörüngeleri üzerindeki dönüm sürelerini gösterir. Tevrat'ta da insanın yaş dönemlerini belirtir. Muhtemelen 'kırkından sonra azmak' veya 'kırkından sonra saz çalmak' deyimleri de buradan kaynaklanır.
Eski doğu ülkelerinde, Hindistan'da ve Türklerde büyük önem taşıyan kırk sayısı sonradan İslam inançları içersine girdi. Kırk sayısı Kuran'da ve onun hükümlerine dayanan hadislerde de geçer. Bunların biri de insanın 40 yaşında olgunlaşması (ki dikkatinizi yeniden 40 olduğuma çekmek isterim burada) ile ilgilidir. Hz. Muhammed'e 40 yaşında peygamberlik verilmesi, İslam dininin doğuşu sırasında ona ilk bağlananların kırk kişi olması, kadınlarda hamileliğin 40 hafta sürmesi de bu sayının kutsallığına olan inancı geliştirmiştir. İnsanın malının kırkta birini zekat olarak vermesi de bununla ilgilidir.
Ayrıca, insanlar tarafından Nuh tufanının 40 gün süren yağmurlardan sonra oluştuğuna, Tanrının Hz. Adem'in çamurunu 40 gün yoğurduğuna, dünyanın sonu yaklaştığında Mehdi'nin kıyametten önce 40 yaşında ortaya çıkacağına ve kırk yıl yeryüzünde kalacağına inanılır.
Doğum yapmış kadınların çocukları ve ölüler için doğumdan ve ölümden sonra, 40 gün geçmesi daha sonra şerbet ve lokma dağıtılması ile 'kırkı çıkmak' deyiminin kullanılması da 40 sayısının özelliğine olan inançla ilgilidir.
Sonuç olarak insan hayatındaki üç ( doğumun kırkıncı günü, 40.yaş ve ölümün kırıkıncı günü)önemli 40'ın ikincisindeyim, son 40 yani cenazeden sonraki 40.günde yazı yazma şansım olmayacak diye yazdım bu yazıyı aslında.
Herkese iyi haftalar.
Nilgün Köse